ANKET
  • Bir sözleşmeli olarak sizi en çok aşağıda sayılan çalışmalardan hangisi memnun edecektir?
DİĞER ANKETLERİ GÖSTER ▼
E-BÜLTEN ABONELİĞİ
  • Aileler “Özgecan’lar”dan Sorumludur Aileler “Özgecan’lar”dan Sorumludur Bu haber 19 Şubat 2015, Perşembe 17:04:11 tarihinde eklendi
    ...Ama ne vahşettir ki “komşunun çocuğundan dayak yiyip gelirsen seni gebertirim” diyen ailelerin varlığı da yadsınamaz boyuttadır....

    Aileler “Özgecan’lar”dan Sorumludur!

     

    Bir “Kız Çocuğu”muzun vahşice-hunharca anlatmaya kelimelerin bile yoksul kaldığı şekilde erkek olduğumuzdan utandıracak vaziyette hayvan bile olamayacaklar tarafından öldürüldüğüne ne yazık ki şahit olduk!

     

    Öylesine yürek burkan bir hadise ki İNSAN OLANIN buna duyarsız ve tepkisiz kalması düşünülemez.

     

    Ve yine ne acıdır ki kimi garip ve anlaşılması güç insanlardan hiçte İNSAN OLANIN demeyeceği birçok çirkin yazılı düşümlere de muhtelif iletişim platformlarında tanık olduk dehşete düşüren titremelerle!

     

    Etrafımızda o kadar çok trajedik olaylar cereyan ediyor ki:

     

    Bunların sebep ve nedenlerini anlamaya veyahut bulmaya ne âlimlerin mecali yetiyor ne de ilgili kategoriksel okuyanların… Çirkinlikler ola bildiğince devam ede gidiyor!

     

    Kesinlikle ve kesinlikle çocukların gelişiminde ve sonrasında ki hayatlarının serüveninde aile yapısının ve gerçeğinin inkâr edilemez mahiyeti yatmaktadır.

     

    Örneğin,

     

     Aklı başında yüreği insan sevgisiyle donanımlı ebeveynlerin çocuklarının bu neviden vahşete müsebbip olduklarını/olacaklarını düşünemeyiz. Çünkü o aileler bireysel ve toplumsal çerçevede çocuklarının hayata dair ne denli müspet bir hareket tarzı sergilemeleri gerektiğini önceden tayin ve tespite dayalı pusulasında üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardır/yapmaktadırlar diye düşünürüz…

     

    Ben, çocuklarıma muhtelif aralıklarla insanlarla iyi geçinmeleri gerektiğini… Ve her insanın dünyasının kendisine kutsal olduğunu…  Bizlerin de bir başkası için yabancı olduğumuzu…  Her şeyden önce karşımızda ki insanı “kendimiz gibi” görüp mesele arz edecek konularda hassasiyetle yaklaşmalarını gerektiğini öğütlerim…

     

    Yabancı bir insan size küfür etmiş olsa bile aldırış etmeden sırtınızı dönüp gidin diyen bir babayım.Tanıdık ise size küfür eden, gelin bana söyleyin ben de bunun sebebini usturuplu ve insana yakışan vaziyette gider büyüklerine aktarır tatlıya bağlarım diyorum…

     

    Ama ne vahşettir ki “komşunun çocuğundan dayak yiyip gelirsen seni gebertirim” diyen ailelerin varlığı da yadsınamaz boyuttadır.

     

    Ahlaklı ve yüreği güzel çocuklar yetiştirmek ailelerin başlıca ödevidir.

     

    Öğretmenler bir yere kadar gidebilir. Veya öğrenci öğretmeni bir yere kadar dinleyebilir. Fakat BABA böyle değildir. Babası olmayanlar için ANNE DE şüphesiz…

     

    Ve öğretmenlerimiz inde toplumsal şiddetin ve kabahatlerin nedenlerini iyi etüt edip faydalı bir nesil yetiştirmenin gerekliliğini dert etme zamanı gelsin artık.

     

    Bir başkasının canına ve ırzına kast edecek kadar vahşileşiyorsa bir insan; mutlaka o ailede bir arıza-i durum var demektir. Ya annenin kendine hayrı yoktur ya da babanın. Bunu bir öğretmenin herkesten daha iyi bilmesi gerekir. Veya bu neviden hayta ve asi öğrencileri bir nevi karantinaya alıp haftalık karakter rehabilitasyonuna tabi etmelidirler vs.

     

    Ayrıca ailesiz öksüz çocukların tümünün potansiyel suçlu/sorunlu olacaklarını da söylemiyorum zinhar… Fakat ne yazık ki hayata dair sağlıklı ve sıhhatli bir himayesi yoksa çocuklarımızın kötü kalpli ırz düşmanı olmasalar bile hayata tutunmak noktasında diğerleri kadar şanslı olamayıp çok çabuk mağlup oluyorlar yaşam denen bu hengâmenin arasında. Ve böylelikle kendilerini de kurtarmak noktasında ailesi olanlardan daha çok acı çekebiliyorlar.

     

    Bu sebeple Devlette üzerine düşeni daha fazla genişleterek hem ailelere ulaşmalı…  Hem de okullarda yüksek ahlaklı ve topluma faydalı bireylerin yetişmesine hizmet için lokomotifinin kömürünü iyiden iyiye arttırmalıdır.

     

    Çocukluk yaşımızdan hepimizin bildiği şu değil miydi?

     

    Anne ve babamızdan tenkit almayana kadar yaptığımızın dosdoğru olduğunu zannederdik. Ne zaman hafif bir sille veya tepki gördük o vakit hemen kendimize çeki düzen verirdik. Bu şekli sille aile tarafından gelmiyorsa Devlet mekanizmalarınca ikame edilmelidir.

     

    Çocukları geçelim yetişkinler içinde hala da öyle değil midir?

     

    Hastahanede yatanı gördüğümüzde sağlımızın kıymetini

     

    Mezarlığa gittiğimizde hayatımızın kıymetini…  

     

    Kavgayla birbirini öldürenleri gördüğümüzde de aklımızın kıymetini çek ederiz.

     

    Koca-koca adamlar bir kartopu yüzünden cinayet işledi… Ve bir fındıkkabuğu doldurmayacak meseleler ne denli traji komik vahşetlere kapı aralıyor görüyorsunuz…

     

    Merhume talihsiz kızımız Özgecan ise;

     

     Aile terbiyesi almamış, sevgi ortamında büyümemiş, sevgi ve saygının anlamını bile bilmeyen bir aile ortamında büyümüşler tarafından katledilmiştir.

     

    Ailesi ister buna üzülsün ister ise dövünsün. Bu benim 44 yıllık ömrüme sığdırdığım hayatın bana öğrettiklerinden vardığım bir tespittir.

     

    Ben çocuklarımı askeri terbiye/disiplin ile büyütürmüşüm.

     

    Doktor bir arkadaşım vardı. Çocuklarıma karşı ( 2 çocuğum var 1 oğlan 1 kız ) mobing/baskı uyguladığımı düşünüyordu.

     

    Bir akşam yine oturuyoruz… Yahu Ceyhan sen doğruymuşsun be arkadaş dedi… Filancanın evine gitmişler oturmaya;  

     

    Çocuk üzerlerine çıkar minderleri üzerlerine yüzlerine fırlatırmış. Ebeveynleri de çocuğum yapma yahu derken bile sanki ödüllendirir gibi gülerek ve sırıtarak yaparlarmış uyarılarını. Doktor ve eşi evden misafir olarak ayrılana kadar akla karayı seçmişler. Ondan sonrada neredeyse bana madalya takacaklardı. Çünkü benim çocuklarım ufak bir göz temasımdan bile kendilerini toparlayanlar olarak kafalarına yer etmişti.

     

    Ben çocuklarımı yerde bulmadım şüphesiz. Kimseninkinden de daha değersiz değiller. Ama akıllı bir ebeveyn demirin sıcak iken dövüldüğünü ağacında yaş iken eğildiğini bilir.

     

    Bunların farkında olan bir ebeveyne kimse hayat dersi zaten vermez. Gerek duymaz.

     

     Mesele ve sorun teşkil edenler bunların farkında “olmayanlar” dır.

     

    Aile Bakanı’nı protesto ediyorlar. Aile Bakanı ne etsin bozuk bostanda yetişmiş nevaleye (?)

     

    Ama Aile Bakanı galiba bundan sonra bazı şeylerin daha da yoluna girmesi için daha fazla terlemesi gerektiğini de unutmamalıdır.

     

    AİLE/AİLE/AİLEEEE… Her şey burada başlar. Aile Bakanımız da bu değer ve kavramın en tepesinde konuşlanmış bir ünite ise:  Buradan da misyonları adına kimseye de akıl verecek değiliz…

     

     Bu neviden vahşetlerin Ülkemizde bir daha yaşanmaması dileğiyle tüm katledilmiş çocuk ve kadınların anısına saygıyla eğiliyorum

     

     Ne olur çocuklarınıza başka insanların “hayat hakkının kutsal olduğunu” öğretinÇünkü büyükler de “aslında küçüktür”.

     

     O vakit bizim için “yabancı” olan hiçbir insanoğlu veya kızı kalmamış olur… Kendimize de zarar vermeyeceğimize göre.

     

     

    Ceyhan KAYA

    Görev Gazisi Uzm. J. Çvş. 

  • Etiketler:
UYARI
Sitemizde yayınlanan ve kaynağı sitemize ait olan haberler, kaynak belirtmek ve bağlantı eklemek koşuluyla başka sitelerde yayınlanabilir. Kaynak belirtmeyen ve bağlantı eklemeyen yayıncılar hakkında hukuki haklarımızı kullanacağımızı saygıyla duyururuz.
0 0
5,211 kez okundu
0
0

YORUMLAR

0 Yorum

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan sözleşmelihaber sorumlu tutulamaz.

YORUM YAZ

Ad soyad Mail Adresi Yorumunuz
Kardeş Siteler
  • resim
  • resim
  • resim
  • resim
  • resim
  • resim
  • resim
BİZİ TAKİP EDİN
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
  • sosyal
sozlesmelihaber yayın grubu. Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve aktif linkle kaynak gösterilmeden yayımlanamaz. sozlesmelihaber.com Copyright 2013 / 2019